GENEL YETKİLİ SENDİKA      ZONGULDAK''TA YETKİLİ SENDİKA   

 
 ANA SAYFA
site içi arama
 
 
MAİL LİST
Faaliyet ve duyurularımızdan haberdar olmak için e-mail adresinizi bırakabilirsiniz.

 
SON YORUMLAR
 

mumur zammı
Yok mi, yok mi?
Vekillere var da bize yok mi ...

evet biri sendika dedi
evet bir sendika dedi hep aynı tornadan çıkmış ka ...

Kendinizle Çelişmeyin...
"Türkiye’de ve ilimiz Zonguldak’ta güçlü birlikte ...

doğru yoldayız
bu sayfadaki yorumları okudukça Sendikamın ne kada ...

1 Mayıs
Emek sermaye ilişkisini tanımlamak o kadar kolay b ...

1 MAYIS
Bu Nasıl Bir Sendikacılık Anlayışıdırki 1Mayısta T ...

SERZENİŞ
ereğli ve zonguldak eğitim birsen ilksan seçimleri ...

mübah
BAŞKANIM; öncelikle basın açıklamanızdan dolayı te ...

4X4 açıklama
4+4+4 olacak olan eğitim sistemi her ne kadar son ...

Yazsınlar...
Biz bunların dününü de biliyoruz, niyetlerini de. ...

 
SON MESAJLAR
ERTAN DEMİR
ZONGULDAK
DAĞ FARE DOĞURDU.
 
Referandumdan beri vermiş olduğumuz hak arama mucadelemiz hükümet ...
ERTAN DEMİR
ZONGULDAK
KAVGA-UZLAŞI VE SENDİKA
 
Sevdikal mucadele evrensel bir hak arayışıdır.Eğer muca...
ENGİNDEMİRCİ
ZONGULDAK
İlksan Seçimlerinde Görevlendirilen Eğitim Çalışanlarının Ücretleri Ödenmelidir!
 
ERTAN DEMİR
ZONGULDAK
REFERANDUM
 
12 EYLÜL REFERANDUMUNDA ÜLKENİN TALİHİ DÖNDÜ,
 
12 E...
 Ziyaretçi Defterine Yaz

»  1  2  3  4 ... 8 


ERTAN DEMİR

2012-05-15 01:21:54
zonguldak

DAĞ FARE DOĞURDU.
 
Referandumdan beri vermiş olduğumuz hak arama mucadelemiz hükümet tarafından adeta yok sayılmıştır.O halde bizde bu teklifi yok sayıyoruz.Anlaşılan uzlaşı ve diyalog işe yaramamış.O halde herkese anlayacağı dilden konuşmak gerek.Meydanlar ve eylemler bizleri bekliyor.Yahu hiçbir eylem yapmasak dahi zaten %3 alıyorduk.Nerde pazarlık payı?Nerede enflasyon farkı?Nerede refah payı?Nerede toplu sözleşme hakkı?Bunca yaptığımız eylemler,mitingler,protestolar vs ne işe yaradı? EVET DURMAK YOK EYLEME DEVAM..


ERTAN DEMİR

2012-05-14 09:54:54
zonguldak

KAVGA-UZLAŞI VE SENDİKA
 
Sevdikal mucadele evrensel bir hak arayışıdır.Eğer mucadele ettiğim sistem uzlaşma zemini arıyor,haklarımızı veriyor ve bizi adam yerine koyuyorsa neden kavga edelim ki?Meseleleri masada uzlaşı ve diyalogla halletmek daha doğru değil mi?Sendikal mucadele yaparken içinde bulunduğumuz geminin altına bir delik daha açmak sadece gemiyi(ülkeyi) daha çabuk batırmak demektir.Bu uzlaşma yöntemi teslimiyetçi ve yandaş olmak anlamına gelmez.Ülkemiz son zamanlarda pkk lıların ve sözde futbol taraftarlarının estirdiği terör nedeniyle bir çalkantı halindedir.Bizler hak arama yolunda gerekirse mucadele ve eylem tabiki yapmalıyız.Fakat bu eylemler yıkıcı ve anti demokratik olmamalı ve terörün ekmeğine yağ sürmemelidir.Rabbena hepbana mantığı ile hareket etmek doğru değildir.Bizler eşit paylaşımı ve sosyal adaleti de savunmalı ve bununda mucadelesini de yapmalıyız.Şunu unutmayalım ki gemiyi kurtarırsak hepimiz kurtuluruz.


ENGİNDEMİRCİ

2012-05-08 20:09:59
ZONGULDAK

İlksan Seçimlerinde Görevlendirilen Eğitim Çalışanlarının Ücretleri Ödenmelidir!
 

 
Tüm Türkiye'de 28 Nisan 2012 tarihinde İlksan temsilciliği seçimleri yapılmıştır. İlksan Temsilciği seçimlerinin yapıldığı okul ve kurumlarda görev alan eğitim çalışanlarına bu görev karşılığında herhangibir ücret ödenmemektedir.
 

 
Ücret Emeğin karşılığı olup, hafta sonu ve mesai saatleri dışında olmasına rağmen İlksan Temsilciği seçiminde görev alan eğitim çalışanlarının bu emekleri karşılıksız bırakılamaz. Eğitim çalışanlarına yapılan haksızlık karşısızda sendikamızın suskun kalması imkansızdır.
 

 
Sendikamız Genel Merkezince, söz konusu ilksan temsilciliği seçimlerinde görev alan eğitim çalışanlarına görevlerinin karşılığı olan ÜCRET'in verilmesi için İlksan Genel Müdürlüğüne resmi başvuru yapılmalıdır. Başvurumuza olumlu cevap verilmemesi durumunda sendikamızca konu yargıya taşınmalıdır.


ERTAN DEMİR

2012-05-08 00:39:16
zonguldak

REFERANDUM
 
12 EYLÜL REFERANDUMUNDA ÜLKENİN TALİHİ DÖNDÜ,
 
12 EYLÜLDE, 12 EYLÜLLERİN HESABI GÖRÜLDÜ.
 
MİLLETİMİZ DARBECİLERİN ÖNÜNE BİR DUVAR ÖRDÜ.
 
ŞAKŞAKÇILARIN HEVESLERİ ÇÖPLÜĞE DÖKÜLDÜ.
 
************************************
 
61-70-81 DERKEN,28 ŞUBAT ÇIKTI HEYBEDEN.
 
AYIŞIĞI,KAFES, SARIKIZ DERKEN,BALYOS ÇIKTI ORTA YERDEN.
 
HERKES DEMOKRASİ BEKLERKEN,ŞAPKADAN ERGENEKON ÇIKTI ANİDEN.
 
ÜMİTLER TÜKENİYOR DERKEN,REFERANDUM HIZIR GİBİ YETİŞTİ BİRDEN.
 


ERTAN DEMİR

2012-05-07 00:26:07
zonguldak

MESLEKİ EĞİTİM MODELİ
 
Yeni uygulamaya konulan 4+4+4 modeliyle birlikte mesleki eğitim daha önemli hale gelmiştir.Bütün meslek liselerine hemen orta kısımlar eklenmeli ve yeni müfredatları çıkarılmalıdır..Meslek lisesine yönlendirme biçimi ya ilkokuldan ya da orta okuldan yapılabilmelidir.Kanaatimce ilkokuldan yapılacak bir yönlendirme daha randımanlı olacaktır.Böylece meslek liselerinin birinci sınıflarına altyapıdan hazır temeli olan öğrenciler kaydolacak ve mesleki başarı daha da artacaktır.Meslek okullarımızda da uygulamalı eğitime daha ağırlık verilmelidir.
 
Buna mukabil orta okullarda okuyacak çocuklarımıza her yıl akademik,mesleki ve yetenek testleri uygulanarak öğrenciler liselere yönlendirilmelidir.Böylece her öğrenci olması gereken ve yapısına uygun doğru okullarda okuyacak ve geleceği heba olmayacaktır.En azından elinde bir baltaya sap olabilecek bir diploması olacaktır.
 
Bütün bunlara rağmen ne akademik ne de mesleki bir alanda yeteneksiz öğrenciler açık liselere kaydedilmeli ve örgün eğitimden yaygın eğitime geçirilmelidir.Bu öğrencilerimize halk eğitim ve ihtiyaç duyanlara rehabilitasyon hizmeti de verilmelidir.


ERTAN DEMİR

2012-05-06 14:24:06
zonguldak

BEYAZ ATLI PRENS
 
MEB,ilk ve ortaöğretim son sınıflardaki devamsızlıkları engellemek için denetimlerini artırdı.Bu sınav ve dersane modeliyle özellikle son sınıflardaki öğrencilerin okula,okulunda bu öğrencilere bir katkısı yoktur.Acaba diyorum bu öğrencilere okulda bir beyaz atlı prens gelip onlara başarı iksiri mi verecek.Kendi kendimizi kandırmanın bir anlamı yok.Bu öğrencileri bu sistemde okulda tutmanın hiçbir yararı yoktur.
 
Üstelik bu sorunu hallatmek için okul müdürlerine baskı yapmak adil değildir.Okul müdürü ne yapsın?Rapor veren doktora talimat mı versin?Sorunun hala sistemde olduğunu anlayamadık.Kesintisiz sekiz yıllık eğitim meleki eğitimi kadük hale getirmiştir.Buna mukabil eğitimdeki katogorisi belli olmayan genel lise saçmalığı ile bu yara kangren haline gelmiştir.Bu liselerde hep boşa kürek çekilmektedir.Yapılacak tek şey bu meseleyi kökünden kesip atmaktır.İnşallah bunun için atılan ilk adım 4+4+4 le atılmıştır.Bu sistemin içini iyi doldurmalıyız.Belki de bu eğitimin geleceğini kurtarma adına son şansımız olabilir.


ERTAN DEMİR

2012-05-06 02:44:21
zonguldak

Kilimli eğitim bölgesi olarak sezon sonunda Yenice şeker kanyonuna bir gezi düzenlemek istiyoruz.Böylece üyelerimiz ve aileleri arasındaki kaynaşma ve birlik daha da güçlenecektir.


SEDER

2012-04-26 19:37:17
zonguldak

Ertan kardeşim yine döktürmüşsün.Yüreğine sağlık ancak birazdaha itidalli olamanı öneririm zira bizim bu yolculuğumuz sadece bir ücret meselesi değildir.Bizler misyonumuz gereği aydınlık yarınlar da eşitlik adalet özgürlük kavramlarından sorumluyuz.Bu kutlu yolculukta tüm yoldaşlarımızla beraber el ele kol kola kenetlenerek yürümek zorunluluğumuz vardır.Ortak ideali olan insanımızın özgür başı dik onurlu yaşaması ve ülkenin bağımsız ve gündem belirleyen bir ülke olması için bu bir gerekliliktir.Basit egoist,pragmatist yaklaşımlar bizim zaafa uğramamız demektir.sivil toplum örgütleri sayıları ile vardırlar.Ben böyle bir hatanın olacağını düşünemiyorum .Bizler hakkın adaletin ve özgürlüğün yanıda olacağız.kim ne derse desin .Bizler diğerlerine göre değil kendimize göre dim dik duracağız kimsenin yanında arakasında değiliz emeğimizi sömürmeye kalkanlar kim olursa olsun gereken cevabı almalıdırlar.Bizler hakkımızın peşindeyiz karşıdakinin kim olduğu önemli değildir.Eğtim Bir Sen in gerçek bir güç olduğu o zaman ortaya çıkar


ERTAN DEMİR

2012-04-16 00:53:52
zonguldak

PROMOSYON ÇIKTI MERTLİK BOZULDU.
 
PARA PARA DİYE DİYE MİLLET YAMULDU.
 
EVDEKİ HESAPLAR ÇARŞIYA UYMADU.
 
*******************************
 
VIZ GELİR BİZE NURSEN,SÜLEYMANSEN.
 
DİMDİK AYAKTADIR MEMURSEN.
 
YİĞİTLERİN HARMANIDIR EĞİTİMBİRSEN.
 
SALLANSA DA YIKILMAZ BU HAKSEN.
 
ADIMIZ GİBİ MÜBAREK TEKBİRSEN.


ERTAN DEMİR

2012-04-15 23:43:16
zonguldak

1- Milli eğitim ve ösym nin yapmış olduğu sınavların ücretleri en fazla 20 gün sonra ödenmelidir.
 
2-Yılan hikayesine dönen promosyonlar,tahhütnameyi ödeyenlere hemen ödenmeli ve imzalamayanlara ise birhaftalık süre verilmeli ve yine imzalamadıkları takdirde promosyonları kesilmelidir.
 
3-Bu sezon yaz kıyafeti uygulaması 1 mayıstan itiberen başlatılmalıdır.
 
4-Toplu sözleşme masasında görüşmelere derhal başlanmalıdır.
 
5-Sendikamızın ziyaretçi defterindeki yazılar sansürlenmemeli ve mesajlar en geç 3 gün içinde yayınlanmalıdır.
 
6-Bu sezon sonu yapılacak olan sendikamızın sosyal faaliyetleri şimdiden planlanmalıdır.


ERTAN DEMİR

2012-04-08 00:54:32
zonguldak

YIKILMADIK AYAKTAYIZ
 
HEP HAKKIN YANINDAYIZ
 
FİTNE FÜCUR BİZE VIZ GELİR
 
DELİKANLILIK VE MERTLİK BİZE HOŞ GELİR
 
İFTİRA,GIYBET,DEDİKODU UYMAZ BİZE
 
HASET FESAT KOYMAZ BİZE
 
ALAVERE DALAVERE HEPSİ BOŞ
 
EĞİTİMBİRSENE ÜYE OL COŞ


SEDER

2012-03-15 15:55:18
ZONG

BİLİNÇ VE DENETİM
 
Yaşadiğimiz toplumun en büyük sorunlarından biriside toplumsal bilinç ve bu bilincin denetime döneşerek bir çok sorunun başlamadan bittiğini görmek mümkündür.Toplumun en aydın kesimi olarak algınanan eğitimlcler (bir sen) olarak bilinci tanımlamak ve bilincin denetime dönüş yollarını keşfetmek durumundayız.
 
Bir toplumda, bir toplulukta süregelen(kronik) sorunların gerçek nedeni, o toplumdaki duyarsız ve tepkisiz olan, hatta kötülüğün öncülerine alkış tutan, onlara yakınlık duyan, onlara göz kırpan, onları güya anlayışla karşılayan, esasında örtülü bir şekilde de olsa onların arkalarında oldukları mesajını veren bir bakış açısına sahip insanların tutumudur. Öyleyse, toplumda olumsuz davranışlarla öne çıkanlarla mücadele etmenin yanısıra asıl mücadelenin, “sözde iyilere” karşı verilmesi gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Asıl büyük emek, bunların kişiliklerinin geliştirilmesi için verilmelidir. Her sorumluluk sahibi insan, olumsuzluklara karşı duyarsızlık gösterenleri, içinde bulundukları konumu doğru tanımlayarak bilinçlendirmelidir. Yanlış yapanlar nasıl kendilerine yandaş ve yoldaş arıyorlarsa, kendilerinin iyi olduklarına inananlar da, olumlu yönde değişim, gelişim ve ilerleme için dostlarının bilinç düzeylerini geliştirmek durumundadırlar. Bu durum, ailede de işte de okulda da son derece önemlidir. Gerçek anlamda saygı(barış) ve sevgi(dostluk), toplumsal bilinç ve toplumsal denetimle olanaklıdır. Yukarıdaki anlayışın gerekliliğini, çözüm yollarını ve buna aykırı bir söylemin sakıncalarını şöylece sıralayabiliriz:
 
1) Eğitim, seviyeli bir iştir. Eğitilecek insana öncelikle verilmesi gereken yaşamsal öğüt, kendi eğitimine engel olan her türlü girişime karşı kendisinin tavır koyması ve yeni tavırlar geliştirmesi konusunda bilinçlendirmektir.
 
2) Duyarsız-tepkisiz insanların, sorunlu insanların yanlışlarından rahatsız olduklarını belli eden bilinçli, kararlı ve uygar bir tavır sergilemedikleri, hatta bazen onların da yanlış eğilimlere özendikleri görülmektedir.
 
3) Sorunsuzmuş gibi gözüken kişilerin hiç yanlışları yokmuş gibi bir muameleye tabi tutulmaları, sorunlu insanların öfkesine, gizliden gizliye kendileriyle uğraşanlara ve sorumsuz davrandıkları halde, idare edilenlere hınç duymalarına yol açmaktadır.
 
4) Birçoğumuz, birbirine yakın yaşlardaki çocuklarımızın sorumsuzca davranmaları durumunda, çoğu defa daha sorumlu olduğuna inandığımız hangisi ise, sorunu kökten çözmek için yapılan sorumsuzluktan dolayı daha çok onu sorumlu tutmaktadır. Bu, kendi işlerimizde gerçekçi olmamızdan ve olayın gereğine tam inanmamızdan dolayıdır. İşi sahiplenmediğimiz ortamlardaki başarısızlıklarımız ise, olayı başkalarının işi diye görmemiz, “mış gibi” davranmamız ve yapacağımız işin gereğine tam inanmamamızın bir sonucudur.
 
5) Bir toplumdaki, bir sınıftaki sorunların tek nedeni olarak bir kişiyi veya birkaç kişiyi görmek, hem gerçekçi hem de dürüst bir anlayış değildir. Bu anlayış, hiçbir sorunu çözmez, zâten çözememiştir de.
 
6) Sorunlu insanın üzerine kronik olarak, gereğinden fazla gitmek ve bütünüyle ona yüklenmek, ne bilinçli bir anlayış ne de âdil bir davranıştır. Sürekli olarak sorunlu insanın üzerine gitmek, onu umutsuzluğa sürüklemekte, değişme ve gelişme arzularını frenlemekte ve köreltmekte; daha büyük problemlerin yaşanmasına neden olmaktadır.
 
7) Sorunlu insanların, sorunlarını dayanılmaz boyutlara çıkarmalarının temel nedeni, onları idare eden, yanlışlarına göz yuman, göz kırpan ve hatta alkış tutan birilerinin varlığıdır.
 
8) Varolan gücün tamamını mikroplarla savaşta harcamak yerine, bu gücü, organizmanın bağışıklık sistemini güçlendirmek ve direnç potansiyelini artırmak amacıyla kullanmak daha doğrudur.
 
9) Sorunlu gözüken insanlarla uğraşmakla beraber, düzenli ve yoğun eğitimden geçirilmesi gereken kişiler, duyarsız-tepkisiz insanlardır. Asıl mesaiyi onlara harcamak gerekir. Bu kişiler, özel olarak uyarılabilecekleri gibi sorunlu insanların yanında da bilinçlice uyarılmalıdırlar. Bu uyarı, açıkça, uygarca ve düzenli olarak yapılmalıdır. Bu durum, sorunlu insanlara güven getirecek ve belki içlerinde değişme arzusu doğacaktır.
 
10) Duyarsız-tepkisiz insanların sorunlu kişilere bakış açısı, asıl kilit noktadır. Birçok sorunun temelinde bu yatmaktadır. Bu bakış açısı doğru bir raya oturmadıkça hiçbir şeyi değiştirmek olanaklı değildir. Sorumluluk taşımayan ve sorumluluğa yanaşmayan sorunsuz gözüken kişiler, problemli kişiler uyarıldıkça, hırpalandıkça kendilerini kral, prens ve prenses gibi hissetmektedirler. Onların yeri ve konumu, sonsuza değin sarsılmaz gözükmektedir. Hatta sorunlu insanların olması, belki işlerine bile gelmektedir. Çünkü onlar olmasa, kendilerine bu kadar değer verilmeyecektir.
 
11) Duyarsız-tepkisiz insanları bilinçlendirmedikçe, bilinç seviyelerini yükseltmedikçe sorunları gerçek anlamda aşamayız. Bizi korkutan kişi veya kişiler, sorunlu kişiler değildir; sorunlu insanların ne yapacağı bellidir; sorun çıkarırlar. Bu bilinir ve ona göre önlem alınır; ama duyarsız-tepkisiz insanların ne yapacağı belli değildir; onlara karşı ne yönde, nasıl önlem alınacağı bilinemezse, ne yapacağı belli olmayan, sallantıda, kararsız, keyfi davranan bu insanlar başımızın ağrımasına neden olurlar. Bu yaşamsal bir konudur. Herkesin başına bir asker, bir polis, bir denetçi, bir nöbetçi, bir öğretmen dikmek olanaksızdır. Öyleyse her ortamda, o ortamın duyarsız kişilerine toplumsal sorumluluk bilinci aşılanmalıdır. Aşılanmalıdır ki toplum birbirini denetlesin.
 
12) Sorunsuz bir toplum arayanlar, kendilerine başka bir yer yurt aramalıdırlar, bu gezegende bu arayış, bir ütopyadır. Sorumlu, sorunlu ve duyarsız-tepkisiz insanların ortaklaşa yaşadıkları toplum, doğal bir toplumdur.
 
13) Sorunların yoğun bir şekilde yaşandığı bir toplumda, her sorumluluk sahibi, sorumluluk açısından kendisine en yakın gördüğü kimseyi daha bilinçlice davranmaya çağırmalı ve bu anlayış, birbirini takip etmelidir.
 
14) Ne söylediğinin ve ne istediğinin bilincinde olan bir insan, isteği yerine gelmediğinde bunun bedelini bize bir şekilde ödetir. Sorunların yoğun bir şekilde yaşandığı bir toplumda bedeli ödemesi gereken sadece birkaç kişi olamaz. Sorumsuz davrananlar da, sorumsuzlukları ölçüsünde bedel ödemelidirler. Ne ilginçtir ki eğitimciler, eğitimdeki sorunların faturasını birkaç kişiye çıkarmakta, günah keçisi olarak onları seçmekte, kabak onların başına patlamakta ve sadece onlar şamar oğlanına dönmektedirler; duyarsız-tepkisiz kişiler de çıkarlarıyla beraber aradan sıyrılmaktadırlar. Sürekli hırpalananlar, birkaç kişi olmaktadır.
 
15) Sorumsuz davranmak, her nedense bir davranış bozukluğu olarak kabul edilmemektedir. Davranış bozukluğu gösterenlere duyarsız kalmak da, bir davranış bozukluğudur. Sorunsuz olmak, bir erdem değildir. Eğitimci insanlığı sadece doğru davranmaya değil, onun üst boyutu olan erdemli olmaya çağırır. Çağırır ki çağrısına yanıt verenler, buna ulaşmasalar da, buna yakınlaşsınlar. Erdem; sadece doğru davranmak değil, bulunduğu ortama bir bilinç getirmek, varolan bilinci geliştirmek, bilinç düzeyindeki çıtayı yükseltmek, bilinç kazandırmaya çalışmaktır, sadece bilinçlice tüketmek değil, bilinçlice üretmektir; mal üretmek, fikir üretmek, hizmet üretmektir. Çünkü bilinci tam donanımlı bireyler, her yerde herkesin işine yararlar.
 
16) Bir toplumdaki sosyal bozulmayı körükleyenler de, bozukluğu giderenler de yöneticiler değil, toplumun kendisidir. Bir sınıfı çekilmez duruma getiren de, ders işlenebilir düzeye getiren de o sınıfın öğrencileridir. Şu felsefe, hepimize ciddi bir bakış açısı kazandırabilir: Sınıfı sınıf konuşturur ve sınıf susturur. Otokontrol ve özdenetim bilinci sadece bireylere değil, topluluklara da aşılanmalıdır. Sınıfta sorun olan öğrenciye, özdenetim bilinci gelişmiş birkaç öğrencinin rahatsız olduklarını belli etmeleri ve diğer arkadaşlarını da bu bilinçle donatmaları, eğitimcinin sadece sorun olan kişi veya kişileri görme yerine, onları tetikleyen sorumsuz öğrencileri de görmesi, sorunları asgari düzeye indirir.
 
17) Frekansını ne kadar artırırsa artırsın, yaptığı şaklabanlıklara destek bulamayan bir öğrenci bu davranışını ya sona erdirir veya öne çıkmak için yeni yöntemler dener.
 
18) Ödüllendirme veya cezalandırma, toplumda salt bir kişiye, yargıca, ailede babaya veya anaya, sınıfta öğretmene kalırsa, bu durumda baba/ana veya öğretmen, hem yargıçlık hem gardiyanlık hem şirket sahipliği hem babalık hem eğitimcilik gibi onlarca iş üstlenmiş olacaktır. Bu kadar işi üstlenen kişi, hiçbirini tam yapamaz. Tam yapılmayan hiçbir iş başarıyla sonuçlanmaz. Başarısızlıklar, mutsuzlukları ve gerginlikleri tetikler. Öyleyse, sorunlu birey veya öğrenci şunun bilincine varmalıdır ki toplumda, ailede veya sınıfta arkadaşları tarafından sadece olumlu davranışları ödüllendirilmekte, olumsuz davranışlarına ise, hiçbir ödül alamamakta, aksine böyle bir durumda, arkadaşlarıyla ve çevresiyle dostlukları daha da zayıflamaktadır. Hiç kimse, çevresini; bir veya birkaç arkadaşını kaybetmek istemez. Demek ki bu anlayış, ödüllendirme ve yaptırım uygulama işini sınıfın da, evet özellikle sınıfın da üstlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bunu üstlenmeyen öğrenciler, sorunlu öğrenciler kadar hatta onlardan daha fazla uyarılmalıdırlar. Toplumun her alanında benzer politikalar izlenmelidir.
 
19) Eğer birileri yanlışta diretiyor ve işlediği kötülüklerin boyutunu günden güne artırıyorsa, onu idare eden, ona göz yuman, hatta ona alkış tutan birileri var demektir. İnsan, özellikle kendisini ifade edemeyen insan, sık sık alkışlanmak ister. O, alkışlanmayı hak edip etmediğini düşünmez. Alkışlandıkça, bunun verdiği sarhoşluk içinde, davranış bozukluğunu artırır; davranış bozukluğu alkışı, alkışın getirdiği sarhoşluk olumsuz davranışları tetikler.
 
20) Eğitimcilerin, onurluca, ödün vermeden eğitim faaliyetlerini yürütmeleri oldukça zor görünmektedir. Mesleklerinin gereği, meslek grupları arasında daha fazla saygınlık görmeleri gerekirken hizmet sundukları kişiler tarafından en çok hırpalanan grubu oluşturmaktadırlar. Peki, neden? Fazladan bir şeyler almak için mi? Hayır. Bir şeyler vermek için. Eğitilenlerden bir kısmına bir şeyler vermek için diğerleri tarafından demoralize edilmektedirler. Gel gör ki kendileri için demoralize olduğunuz insanlar olaya seyirci kalmaktadırlar. Hatta bu seyirci kalanlar, çoğu defa sizi hırpalayanlara destek vermekte, kendi aleyhlerine dönen konuda hiçbir sorun yaşamamaktadırlar. Eğitimci, eğitilenle sene boyunca defalarca yüz göz olurken, o bir kere olsun ciddi bir tavır geliştirmeyi bile düşünmemektedir. Burada ciddi bir çelişki vardır. Düşünün ki birilerini eğitmek, onu, daha kaliteli yaşam konusunda bilinçlendirmek için uğraş veriyorsunuz; ama bu davranışınızı birkaç kişi baltalıyor. Kendilerine iyilik yaptığınız çoğu kişi, bu olaya tepkisiz kalıyor. İçten içe diyor ki:” Ben, sadece izlerim, sen beni hem eğitmek, hem asayişi sağlamak, hem beni sıkmamak ve germemek zorundasın!”
 
21) Direksiyon başındaki insan gibi, toplumda erdem mücadelesi verenler de, sürekli pür dikkat olmak zorunda bırakılmakta, ani bir dikkat dağılması, iletişim kazalarına neden olmaktadır. Direksiyon başına hep aynı kişi geçince, onun konuşmaları ve davranışlarında doğal bir tavrın yerini gerginlikler almaktadır. Büyükbaba ve büyükannenin yer aldığı 7-8 kişilik bir ailede, iletişim bozukluklarına müdahale eden ve sağlıklı ilişkileri sağlayan kişinin sürekli baba olduğunu varsayalım. Ailenin diğer bireyleri, baba ile sorun yaşayan ikinci kişi arasında süregelen olaylara sessiz, duyarsız ve tepkisiz kalıyorlarsa, burada barışı sağlayarak sorunu çözmek, öncelikle tepkisiz insanları bilinçlendirmekten geçer. Çünkü sorunlu kişinin, sorununu dayanılmaz boyutlara getirmesinin temel nedeni, ona göz yuman insanların tutumudur.
 
22) Vurgulanmakta olan değerler anlayışı, toplumu bir bütün olarak görmekten kaynaklanmaktadır. Evet, toplum bir bütündür; ama birlik değildir. Aile bir bütündür, bir kümedir. Kümenin elemanları farklı anlayış, farklı davranış içinde olabilirler. Elemanlardan birini bile harcamak, kimsenin aklının ucundan geçmemelidir. “Bunlar, adam olmaz” veya “Bizden adam olmaz” anlayışı bilgece bir söz değildir. Sorun her yerde vardır; küçük veya büyük… Bizler bu gezegenin imarı için başka gezegenden insan ithal etmeyeceğiz. İnsanları harcayanlar, başkalarını umutsuz bir olgu(vakıa) olarak görenler, kendileri umutsuz olgu olurlar. İnsanı olumlu potansiyel taşıyan bir varlık olarak görme yerine, onun düzeleceğinden umutsuz olanlar, insanlarla yüzyüze gelmeyi gerektirmeyen başka iş kollarında çalışmalıdırlar. Yaşayan, yaşamakta olan herkesin bir gün olumlu yönde değişme, gelişme ve ilerleme potansiyeli vardır. Olumlu potansiyel taşıyan insana elverişli koşullar sağlamak her birimizin görevi olmalıdır. Toplumda veya sınıfta gitgide artan olumsuzluklara örtülü bir şekilde destek verenleri görmeyip onlara göz yummak, sorunlu insanın iyileşme sürecine girerek onun filizlenmesini engellemekte, değişip-gelişme umutlarını suya düşürmektedir.
 
23) Duyarsız-tepkisiz insanlar tam sorumlu davrandıkları zaman, sorunlular daha azalacaktır. Vurgulanmakta olan:” Kötülüklere öncülük edenleri değil, kötülüğe açıktan veya örtülü olarak destek verenleri bilinçlendir!” anlayışı, yediden yetmişe, eğitimsizden eğitimliye herkesin bildiği bir olgudur. Bilgi ile bilinç, aynı şey değildir. Bilinç, savaşımını verdiğin erdemli her davranışa neden olan bakış açısıdır. Bilinç, bakınca sürekli gördüğümüz, dinleyince sürekli duyduğumuz; dikkatlerimiz, duyumlarımız ve algılarımızın toplamı olan biziz. Aklımıza birçok defa gelen herhangi bir şeyin, bizde oturmuş, kökleşmiş ve kemikleşmiş, gündemimize egemen olmuş bir düşünce olduğunu söyleyemeyiz. Başarı, işleri tam yapmaktan geçer. Bilinç; içselleştirilmiş bilgi, bir bakış, bir duruş, bir görüştür. Tam bilgi, tam bilinç, tam sahiplenme, tam duyarlılık, tam sorumluluk, tam denetim, sağlıklı ve düzeyli bir toplum için önkoşuldur.
 
24) Sorunlar, dertler ve sıkıntılar akıllı ve bilge insanları daha bilinçlendirir ve geliştirir; öldürmeyen her problem onları daha güçlendirir. Yeter ki çözüm üretmek, doğru izleri takip etmekten pes etmeyelim. Bu gezegende insanca yaşamak, sorunlardan kaçmakla değil, sorunların üzerine gitmekle olanaklıdır. İnsanca yaşamak, yanlış yapan da dahil herkesin hakkıdır. Yanlış yapana hak veremeyiz; ama onun hakkını da yiyemeyiz. İnsanca yaşamaktan daha onurlu bir iş yoktur. İnsanca yaşamı kendilerine yakıştırmayanlar, aradıkları yüceliğe hiçbir zaman ulaşamadıkları gibi, alçalmaya da mahkumdurlar. Duyarsız-tepkisiz insanların sorumsuzca davranışlarını anlayışla karşılamak, sorunları daha da büyütür.
 
25) Erdemli insan yetiştirmek, toplumun tüm katmanlarını bilinçli eğitimcilerin eğitim ve öğretimiyle olanaklıdır. Öyleyse, 3-5 yaş grubu gibi küçük yaşlardan itibaren çocuklar, aileler ve öğretmenler, yukarıda dile getirilen değerler anlayışını yerleştirici bir bilinçle donatılmalıdırlar. Aksi takdirde duyarsızlığı ve tepkisizliği bir davranış biçimi olarak benimseyen bireyler, çalıştıkları iş kollarında, içinde yaşadıkları ailelerde ve dahası bulundukları ortamlarda haksızlıklara ve yolsuzluklara göz yumacak, benzer tavırlarını sürdüreceklerdir.
 
Sonuç olaraka yaşam felsefemiz bize iyiliği dürüslüğü ve erdemli bir hayat sürmeyi önermiyormu .Yapılan iş ve oluşları bizim için birer ayıraç sınav değilmi,bu davranışlarla ilgili bir hesabımız yokmudur.Eğitimi (bir ) dönüşümün aracı yapmak ve bilinçli duyarlı olmanın altyapısı olarak algılamak zorunda değilmiyiz.Bilinç sorumluluğumuz ,denetim görevimiz olmalıdır.
 
Düzenleme
 

 
SEDER
 


ERTAN DEMİR

2012-03-14 00:53:21
zonguldak

Gençlerimizin geleceğini çalan bu düz lise saçmalığına biran önce son verilmelidir.Bu liselerde çalışan personel yeni sistemde yerleştirilinceye kadar depo okullarda bekletilmeli ve hakları korunmalıdır.
 
Öğrenci ve öğretmenlerde kıravat takma zorunluluğu kaldırılmalıdır.Öğretmenler kadife,kot,gabardin pantulon ve spor ayakkabı giyebilmelidir.
 
Öğretmenlere nöbet karşılığı haftalık 1 saat ek ders ücreti ödenmelidir.


ERTAN DEMİR

2012-03-11 23:24:57
zonguldak

Yetkili sendika olarak Bakanlık Genel İdari Kurulunda acilen Direksiyon sınavlarındaki ücret dengesizliği çözüme kavuşturulmalıdır.Bu sınava ter döken direksiyon öğreticileri cüzi bir miktar alırken görevli şübe müdürleri bunun 3 katı ücret almaktadır.Ayrıca görevli büro memurları da direksiyon öğreticileriyle aynı ücreti almaktadır.Artık direksiyon sınavını yapanların ücretleri mutlaka yükseltilmelidir?
 
Bir diğer husus öğretmen çocuklarının bursluluk sınavlarına katılamamasıdır.Bu sorun da genel idari kurulunda ivedilikle görüşülmeli ve öğretmen çocuklarının sadece öğretmenlere tanınıan yüzdelik diliminde sınava girebilmeleri sağlanmalıdır.Böylece diğer çocuklarımızın hakkı yenmeden sorun çözülecektir.
 
Son olarak eğitimde düşünülen 4+4+4 sisteminin dört dörtlük bir sistem olduğunu düşünüyorum.


ÖĞRETMEN

2012-03-08 14:38:44
ZONGULDAK

Sayın Mehmet AKDOĞAN başkalarına inat ben promosyonu takisitle istiyorum demişsiniz, siz promosyonunuzu bankaya durumu ileterek taksitle alabilirsiniz bu neyin inadı neyin bencilliği lütfen başkalarının hak ve görüşlerine saygılı olalım. Hani herşeyden önce öğretmen olduğumuzu unutmuyoruz ya o yüzden...


MUAMMER KIRAÇ

2012-03-07 19:05:16
zonguldak

4+4+4 yöntemine karşı çıkanlar 28 şubatta askerin zorla dayattığı kesintisis eğitime niye karşı çıkmadılar.Askerler eğitimi çok iyi bildikleri içindir herhalde!!!!!
 
Önce sivil olun ondan sonra konuşalım.


ERTAN DEMİR

2012-03-05 20:12:29
zonguldak

Acaba diyorum sayın başbakan talimat vermeseydi bizim toplu sözleşme kanunu nezaman çıkacaktı?
 
Görünen o ki bu kanun mart ayında çıkacak,toplu sözleşme görüşmeleri nisanda inşallah bitecek ve yine inşallah zamlar mayısa yetişecek.Toplam 5,5 aylık zam farkıyla beraber mayısta ilk zamlı maaaşı alacağız.İlk dafa yaşadığımız bu süreçte zam farkıyla beraber bir kereye mahsus olmak üzere 55 tl lik gecikme zammı biz memurlara ayrıca ödenmelidir.


OKAN KARADEMİR

2012-03-04 00:31:50
ZONGULDAK

Kabul edilecek olan 4+4+4 sistemi galiba en çok sınıf öğretmenlerimizi madur edecek, norm fazlası durumuna düşeceğiz.Ben bu işin sonunu bizim için pek iyi görmüyorum ...


Yanıt:
Genel Merkez internet sitemizde bu konu ile ilgili bilgiyi bulabilirsiniz.


FATİH DUMAN

2012-02-23 19:24:53
Zonguldak

Eş Durumu atamalarında il emri seçeneğinin kalktığı veya kalkacağı söylenmektedir. İl emrinin kalkması Öğretmenlerin Aile Bütünlüğünü bozacaktır. İl emrinin kalkmaması yönünde yapacağınız çalışmaları destekliyorum.. İyi çalışmalar diliyorum..


MURAT

2012-02-21 16:35:30
manisa

4*4*4 sisteminde şehir merkezlerinde binlerce sınıf öğretmeni açığa çıkacak bunun için yapacağınız bir çalışma var mı?... Sınıf öğretmenlerinin haklarını savunacakmısınız.

Sayfa »  1  2  3  4 ... 8 





  Konfederasyon
  Genel Merkez
ANKET

Toplu sözleşmede öncelikle ele alınmasını istediğiniz konu nedir?
       
Ücret zammı
Ek Ödeme
Sosyal Haklar
Çalışma şartlarının iyileştirilmesi
Sendikal hakların genişletilmesi
 
  YAZARLAR
Araştırma Dosyası (Alıntı)
Araştırma Dosyası (Alıntı)
EĞİTİM’de FİN MUCİZESİ
-------------------------
 
Kamuran Aşkar
Kamuran Aşkar
Zonguldak ve Sendikacılık
-------------------------
 
SEDER
SEDER
EĞİTİMDE 4+4+4 SANCILARI
-------------------------
 
 
YEREL HABERLER

Yeni Adım

Pusula

Halkın Nabzı

Zirve

Ajans 67

Kilimli Haber

Zonguldak

 LİNKLER
  » Milli Eğitim Bakanlığı
» Tebliğler Dergisi
» Emekli Sandığı
» Vergi Numarası Sorgulama
» Hava Durumu
 
 İSTATİSTİK
Online : 1 kişi sitede
Toplam : 333654 ziyaretçi
Bugün : 181 ziyaretçi
Dün : 678 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 1.43 sn
   

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 • Tel: 0372 252 51 99 Faks: 0372 252 51 99
http://zonguldak.egitimbirsen.org.trzonguldak@egitimbirsen.org.tr